zamane de bir hal gelmesin başa…
çok şey yazasım geliyor son zamanlar, yazamıyorum. kimi zaman elimin titremesine hakim olamadığımdan, çoğu zamanda nefretle yazacağım korkusuyla. nefret etmek ne kötü, ne gereksiz… yada işte belkide gerekli diyorum, ve deyince susasım geliyor…
meczuba anlattım son zamanlarda olan biteni. gülümsedi, gözleri doluydu ama gülümserken. boş ver dedi, dünyanın ardı uçurum, burada taş atması kısa sürer, ama o uçurumda düşmesi uzun. anlamadım. anlatmaya devam ettim. olan biten, dayanamayacak gibi oluyorum dedim, çok kusurum var ama bu başka diyorum, en güvendiğim, dayandığım yerden… eskilerden anlattı, bir zaman gençliğinde kötü olmuş, doktora götürmüşler. sıkıntıdanmış bütün sorunları, doktor hafif şaka yollu kızarak dünyayı senmi kurtaracaksın, boş ver rahat ol biraz demiş. meczup gülmüş, dünyayı kurtarma derdinde değilim, benim yüzümden daha da kirlenmesin diye bütün sıkıntım demiş…
oda var dedim, ama başka şeylerde var. anlatacakken eliyle susmamı işaret etti. kusurları örtelim ki kusurlarımız örtülsün lao. her ne kadar bazen örtümüz kusurlardan çok küçük olsa da, örtmeye çalışalım. anlıyorum seni, kalbin kırıldı, ve kırmamaya çalışırken kimsenin kalbini. ama bilki, herkesin o anlamda bir kalbi yok, dolayısıyla kırılmaz, nefsine zor gelir bazı şeyler, ondan kötü olur. seviyor olmak herkesin dilinde, “herkes” de ancak dilince seviyordur. bir çok nefsine hoş gelene sevgi diyordur. oysa seven, yüzüne tükürüldüğünde sevgilisine ihanet edeceği korkusuyla indirmişti kılıcını, onun için çekmemiş olurum diye. şimdi kim için çekiliyor kılıçlar. aman dikkat et ve üzülme, herkes hak ettiğini elde eder. aman dikkat et, herkesin kalbi yok maalesef lao, olsa böylemi olurdu dünya… bir şey diyemedim…
sonra bunu dinledim, dinletmek istedim. belki insan daha güzel bir yer olur dünyada…
nekadarda güzel…
sayenizde bende meczubu tanir ve onunla dertlesir gibi oluyorum…
allah sizden razi olsun lao.
en cok hosuma giden sey ise böyle güzel yazilari böyle güzel türküler esliginde okumak.
türkünün adini ve söyleynide yazarmisin
cok tsk ler
ali... Kasım 30th, 2007 at 00:43
teşekkür ederim ali…
türkünün adı “dağ üstüne dağı koysan” olmalı, söyleyen de esat kabaklı ve erkan oğur.
lao Kasım 30th, 2007 at 02:35
uçurumu görmek, uçuruma düşmeden durabilmek, durdurabilmek, sevmek, kırmamak hepsi kalbden , kalb işi… anladım.
kendime dönüp sordum sonra, kalbi olmayanlardan mıyım diye..
hiç Nisan 13th, 2011 at 12:10