yol bir yere varmaz, durur
Çekinerek girdim kapıdan. Uzun zaman olmuştu meczubu ziyaret etmeyeli. Uzun ve uzunluğunu doldurabilecek anlamı olmayan bir zaman. Geçmişti, ben olduğum yerde durmuştum. Çekinerek girdim kapıdan…
Her zaman olduğu gibi hazırda çay vardı. Kenarda sahiplerini bekleyen fazladan bardaklar. Soba yanıyordu, hava soğuk ve hafif yağmurlu. Eskiden bizimde sobalıydı evimiz. Yağmurlu soğuk havalarda eve girip karşısında öylece vakit geçirirdim ısınma bahanesiyle. Isınıyordum, ama ihtiyacım olmasa da bekliyordum karşısında. Neyse, selam ettim, gülümsedi meczup, selamımı aldı, sarıldı, hoş geldin dedi. Hoş bulmuştum, hoş oldum. Sarılmak çok güzel bir şey. Sıcaklığı hissetmek, güç almak karşısından. Evet, insan sarılmadığına yeterince yaklaşamıyor galiba, hem zahir hem bâtın açısından… oturdum, çayımı doldurdu. Çay içtik öncelikle karşılıklı. Çay içmeyi özlemişim. Meczupla görüşmediğim arada hep çay içtiysemde, çay içmeyi özlediğimi fark ettim. Nasılsın diye sordum, gülümsedi, hamd olsun dedi. Sen nasılsın diye sordu, hamd olsun dedim. Aynı şeyi söylememize rağmen, başka şeyler söylediğimizin farkındaydık. Çaylar doldu boşaldı, sağdan soldan sohbet edildi. Bir ara çocuğu sordum, geliyor mu, nasıl durumu diye. Dün geldi dedi meczup. Oturduk sohbet ettik onunla da biraz. Sohbet ettik dediysem, pek az konuştu. Hem dil ile, hem hâl ile. pek az konuşuyor artık. Büyüyor çocuk dedi meczup. Sessiz sedasız büyür bildiğimiz bir çok şey. Sancılı ama sessiz sedasız. Sancıyı da büyüyen, ve ona çok yakın olan ancak duyar. Yakın olan duyar, büyüyen hisseder. Ne olacak peki diye sordum. Gülümsedi, bilmem, ne olmasını istersin diye sordu bana. İyi olsun diyebildim sadece, gülümsedi meczup, e öyle olsun inşallah dedi. Sustuk yine, çay içtik, sobayı izledik, hem dinledik. Bir müddet sonra meczup tekrar konuşmaya başladı. Aşk neden ateşe benzetilir bilirmisin lao diye sordu. Yakıcı olduğundan, ateşe çok yaklaştığımızda nasıl ki yanıyorsak ondan da yandığımızdan mı diye cevaben sordum. Çoğuları öyle zanneder dedi. Ateşin etrafında ısınmaya çalışan insanlar nasıl ateşin dışındaysa, yada elini uzattığında ve hafifçe yandığında bile ne kadar dışındaysa o kadar dışındadırlar da aşkın oysa. Aşk ateşe benzer lao, ateşin sıcağına değil. Bir kere sardımı yakıp kül eder. Gereksiz ne varsa kişide yok eder, en nihayetinde kül kalır. Rüzgara karışır, toprağa karışır, suya karışır, ama eskimez, çürümez, yıpranmaz. Her yerde olabilir, her yerden bakabilir, her şeyden duyabilir…
Her şeyin nasıl bir şeydir ki dedim. Her şey, tek bir şeydir dedi meczup. Her şey tek bir şey…
ben de başıma gelen bütün olayların,yıllar sonra başka şeylerin sonucu veya sebebi olduğunu görünce demiştim ki: her şey birbirine görünmez iplerle bağlanmış ve tek bir bütün oluşturmuş aslında…
sizin meczupla hamd olsun demeniz gibi farklı şeyler dedik ama cümlemiz aynı :
-her şey tek bir şey…
elif Mart 8th, 2009 at 21:52
aşkta fena bulmak…
yananın kimyası tamamen değişir ateşte. o ilk şey olmaktan çıkar. kül olup gidenler gereksiz olanlar, ateş hep baki kalır ki aşk sönmez.
mihman Mart 9th, 2009 at 19:07
meczup !…
hiç Nisan 12th, 2011 at 11:57