uşşâk’ın yüzü suyu hürmetine
rabbim, inandım ve iman ettim ki leyla kulunu çok güzel yaratmışsın. rabbim, inandım ve iman ettim ki sen eşsiz ve benzersiz yaratansın, leyla kulunu eşsiz ve benzersiz yaratmışsın. rabbim, inandım ve iman ettim ki mecnun kuluna bu hakikati görmeyi, bilmeyi, sevmeyi, idrak etmeyi nasip ettin…
rabbim, leyla kulun gitti, mecnun ne yapsın…
cinneti bıraksın, aklını başına toplayıp leylayı çağırsın. rabbinden leylayı yine istesin ama, leyla ile birlikte rabbi bulmayı da istesin. rabbden leylayı, leyladan rabbi istesin.
çağırmadan olmaz.
sina Eylül 4th, 2011 at 04:28
cinneti bıraksın, aklını başına toplayıp leylayı çağırsın. rabbinden leylayı yine istesin ama, leyla ile birlikte rabbi bulmayı da istesin. rabbden leylayı, leyladan rabbi istesin.
çağırmadan olmaz..
sina Eylül 4th, 2011 at 04:29
ben de şöyle birşey eklemek istiyorum. belki faydalı olur.
hz.osman’ın bir sözü. bu aralar çokça karşıma çıkıyor:
allah nasip ettirmeyeceği şeyi hayal ettirmez.
ş. Eylül 15th, 2011 at 17:15
doğrusu şuymuş: Allah nâsip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz..
ş. Eylül 15th, 2011 at 17:16
nasip edene hamd etsin, incelmiş bir gönülle dua etsin, inanarak ve sabırla beklesin.
mecnun kuluna bir yol verdik, ya leyla kulun ne yapsın?..
hiç Eylül 20th, 2011 at 11:27
rabbim, leylanın leylalığını mecnunun mecnunluğuna bağışlasan, ‘başkalarının aşkıyla’ değil kalbimizin alınyazısında bir ince sürûr gibi kıvrım kıvrım akan güzelliklerle başlasa günümüz. gecenin çekimser karanlığına perdeler çekerken yıksak bütün duvarlarını insanın insanla arasının.
bahar gelirken ağlıyordu, işte gidiyor gözleri yaşlıi nemli hâlâ toprak. rabbim bence kimse ne istediğini bilmiyor.
razı değil tabiat dahi kendinden, biz böyle kıvranmışız çok mu?
senin merhametin nasıl geniş kanatlar çiziyorsa iki yanıma, adaletin de bir o kadar cılız kılıyor beni. senin adaletinden yine sana sığınıyorum rabbim, rabbim hani beni bilirsin bildiğim hiçbir şey net değil, açık değil, düzgün değil ve değil tam.
ama bunu biliyorum, yani düşündüm kıt aklımla
artık ellerdeki çizgiler
şarkılardaki duraksamalar
bir bank üzerinde unutulmuş eldivenler
yol kenarında kalmış çiçekler
bizi bir başkasının aşkına, kaderine, yüreğine, yürekliliğine hayran bırakmasın. bizi kendi kendimizin kahramanı yap demiyorum, bizim kendimizle aramıza düşürdüğümüz denizlere köprüler çiz, yeter.
herkesin kendi penceresini denize çeviren çiçekleri olsun mesela. mesela bir de şey, evet evet aynen öyle.
rabbim. ben, aceleci kulun. sakinliğine hayranım.
rabbim. ben, bu şehirde gittikçe ağırlaşan şu zamanı ne yapacağım.
amma alakasız oldu aslında şey; istanbuldan selam olsun diyecektim
é Eylül 24th, 2011 at 12:52
ve aleyküm selam
Lao Eylül 24th, 2011 at 18:25