sâki inayet eyle…


Geçen gündü ve soğuktu hava. Soba karşısında oturmuş ellerimi ısıtmaya çalışıyordum. Çay demleniyordu, sobanın üstünde, buhar ve ara ara çayın kokusu… insan üşüyünce neden acaba ilkin ellerini ısıtır diye daldım bir yandan düşüncelere, sonuca yaklaşırken değişik semtlere, sokaklara… hiç bir yere çıkmayan hiç bir sokak yoktur, anlamsızca yürüyenleri vardır…

Çay olmuştur dedi meczup. Kendime geldim. Kenarda boş duran bardakları doldurdum, birini ona verdim, diğerini ben aldım. İki elimle sıkıca sardım, üşüyordu hala ellerim, yada sıcağı daha çok hissetmek için, ısınmak istemiyordu. Bir yudum aldım çaydan, dudaklarımda sıcağı hissetti. Yavaşça boğazımdan geçerek, bütün bedenime yayıldı gibi, kan gibi…

Çay bitti, hafif bir buhar yükseliyordu ama hala bardaktan, hafif bir sancı gibi, gitmişte iz bırakmış. Bir bardak daha doldurdum, ve bir çok daha…

Zaman geçmiş, fark etmedim ben. Ben düşünürken meczup öylece izlemiş beni. Sonra bir ara kalkıp sobaya odun atınca ben yine bir kendime geldim, toparlandım. 
 

Dalmışım dedim, gülümsedi. Dalmışsın dedi, ateş gibi. Düşünceler odun gibidir dedi. Hâl de ateş gibi. Uygun halde değilsen, odun hiçbir işe yaramaz, söndürür seni. Ama uygun hâlde, arttıkça arttırır ateşini. Daha da derinine gidersin hâlin. Öyle kendi halinde…

Kendi halimde, öylece yansam ne olur ki dedim. Hiç olur dedi. Hiç.. soba yandığında üşümüşü ısıtır, bir işe yarar, bizdeki neye yarar diye sordum.  Gülümsedi, işte bol olursa ateşin, belki odunları ateşini söndürmüş birinin elinden tutarsın,  yardım edersinde tutuşur onunda ateşi dedi.  Güldüm, çok güldüm…

 

Ellerimi sobaya doğru tuttum yine, ısınmak için…

 

 

10 yorum var “sâki inayet eyle…” için

  1. harlanmadan daha külenmeye yüztutar ateş bazen,rüzgar tersten esiyordur;yanıp tutuşmak bi yana,kendi dumanında boğulur insan.

    ateş de türlü türlü. bazen cehennem tezahürü olur,bazen eritir buz tutmuş elleri…yanmadan da anlaşılmaz ki….

    yakanlardan değil ısıtanlardan olalım,rabbim inayet etsin….

  2. kimisi yanmadan ısınmaz, kimisinin yanması için önce biraz ısınması gerekir. her ateş başka bir ateştir…

  3. her ateş başka yakar…kavurur bazısı! her yangından başka başka izler kalır,sızısı azalsa dahi izi geçmez.su toplar gözden akar…kabuk bağlar ,içinde acısını saklar…

    bir kibritlik ömrümüz,için için yanar da heba olur alazlar içinde.vaktiyle ısıttığımız eller bir tutam kül bırakır avuçiçimize…kül bakidir;ateş yakar bi de…

    kendi halimizde,öylece yanıversek…keşke!

  4. hiç kendi kendine kaynar mı kazan
    çevre yanın ateş eylemeyince

  5. serde hamlık var ya!içde pişmek arzusu…yana yakıla öğrenmek gerekiyor bi de belki.

  6. öyle gözüküyorki, önce ateşini alacağımız bir soba daha sonrada ateş verebilecek el lazım? yada kendi kendimize yanabilirzde? her iki durumdada anlam bulabilmekte asl olan..

  7. Allah dilediğini seçer! der ayette… Bu ateşin bir türü…
    O işlerini sebebe bağlayarak yada bağlamayarak yapabilendir…

  8. eyvallah anonimou

  9. Tecellayı cemalinde habibim nev bahar ateş
    Gül ateş bülbül ateş,sünbül ateş,hah u har ateş

    Şu a ı afitabındır yakan bil cümle uşşakı
    Dil ateş,sine ateş,hem dü çeşm i eşkbar ateş

    Ne mümkin bunca ateşle şehid i aşkı gasleytmek
    ceset ateş,kefen ateş hem ab ı hoşgüvar ateş

    hayali sem-i ruyinle aceb mi yansa can u dil
    Nigarım gel de gör kalbim de ateş ah u zar ateş

    Ümid i afiyet beslermi bu can yardan Haşa
    Saçar oldukta gözden ol nigar ı ateş
    ŞEYH ESAD

    Muhterem lao,sarf ı nazar buyurursanız ve itibar görürse eger sizdeki yanmanın bir diğer tarifide bu olsa gerek,

  10. bu bizim için dua olur, yanmaksa böyle yanılsın diye… yoksa bizim gördüğümüz ve bahsettiğimiz ateş pek hafif kalır bunun yanında…

Söyleyeceklerim Var