on parmakla klavyeye basmak
bakalım ne olacak…
parmaklarım klavyenin üzerinde anlamsızca dolaşıyor sanki birkaç gündür, yazılanları okuyup anlam bulamamak kötü bir şey…
bir hafta daha geçti, gitti, nasıl ?, nereye ? zamana yetişmek yok, kendine yetişebilse insan yetecek…
çay güzel bir şeydir. içilir, keyif alınır… ryu demişti, ingiliz çayları güzeldir diye… ryu dedi diye inandım, yoksa inanmazdım… hatta beğenmezdim galiba… early grey de bildiğim kadarıyla bi ingiliz çayı, yada bize öyle yutturdular. eskiden sevmezdim, hatta değer verdiğim bir insanın sevmesine rağmen sevmezdim, şimdi sever oldum… ryu early grey ingilizmidir ??
cuma akşamları maalum olan biten… bakalım nasip olacak mı bu haftada… konularda hazır, akşam konuşmak için… benimle alakalı bir şey yok, kendim hakkında konuşasım yok, konuşulacak yok, o yok, bu yok, hep aynı, aynılık, olumsuz istikrar, bugünü düne benzeyen zarar, zarardan geçtim sermayeyi korusak…
zayıf olmak önemlidir… ona tekrar karar verdim, kilo alıyorum ben, almamam lazım… formum kaçıyor felan değil, gereğinden fazla yiyorum demek ki dedirttiği için… gereğinden fazla olan çoğu şey zararlıdır… bazı şeyler değildir…
insan neyi arar ? kaybolan hiçbir şey yokken…
platon geçen gün aradı, aciz’i sordu. nerelerde bu adam dedi. öldü dedim… inanmadı, bazen ben bile inanmıyorum öldüğüne… ölmemiştir belkide, bir gün çıkagelir belki bi yerden… aciz kimdir? yakın bir arkadaşımız, eskiden aramızdan su sızmazdı, şimdi aramız açıldı… hayat herkese iyi davranmıyor…
yazdıklarımızı toparlayalım:
camdan bakınca boğaz’ı, üsküdardan marmaraya olan kısmı görüyorum, ama görmek görülen yerde olmak değildir, bir ihtimalle bir zaman orada olabilmektir …
sevgili lao,
earl grey bir ingiliz cayi. arastirdim, bu ismi 2. Earl Grey Charles’den aliyor. bu zat bir ingiliz asilzadesi ayni zamanda basbakaniymis vaktiyle.
ilk defa fermante edilmis siyah hint cayi ile seylan caylarina bergama tomurcugu karistirilmasiyla elde edilmis. ingilizler ise gunumuzdeki earl grey harmanini cin cayi, dunyadaki en iyi caylarin yetistigi hint sehri darjeeling cayi, seylan cayi ve baska bir tur cin cayini karistirip elde etmisler, twininings bulmus bu harmani, Earl Grey Charles’in emriyle.
ingilizlerin geleneksel ve istisnai olarak sutlu icmedigi koyu bir cay bu cay. ben de ondan iciyorum bu aralar. insallah gelirken getirecegim, iceriz mubarekle beraber.
Ryu Kun Mart 24th, 2006 at 19:53
saolasin ryu… sayende bilgimiz artti. dedigin gibi getir o caydan biraz, camlicada demlettirelim, yaninda mubarek de olsun, bizde demlenelim…
lao Mart 25th, 2006 at 13:30
güzel bir günde,gözleri kapatıp çok derin bir nefes alırsın,bu esnada şükredersin bu güzellikleri hissedebildiğin için,akabinde bir eksiklik hissedersin ne olduğunu bilemediğin birşey…işte insanın ‘kaybolmuş birşey yokken aradığı şey ‘ o eksikliğini hissettiği;belkide,bu dünyada hep hasret olacağı için ,hiç bulamayacağı ve tamamlayamayacağı şey midir?
flh Mart 26th, 2006 at 20:30
insan korkmasa, ve ikrarından dönmese eksikliğini giderebilir galiba, ama işte korkmasa…
şeyh şibliye sormuşlar: senin ermene vesile olan nedir, mürşidin nedir diye.. oda demişki : susuz kalmış uyuz bir köpek…
soruyu soranlar garipsemiş, koca şeyh nasıl olurda bir köpek sayesinde bu seviyeye gelir…
oda açıklamış, demişki : bir gün göl kenarında susuzluktan harap olmuş bir köpek gördüm. gölden su içecek ama göle yaklaşınca kendi yansımasından korkup geri kaçıyor. bir müddet böyle devam ettikten sonra susuzluğu dayanılmaz hale geldi, korkusunu yendi ve gölün içine atladı…
korkuyu yenmek lazım diyorum… kimseyi incitmemek lazım da diyorum, göl kenarında…
lao Mart 27th, 2006 at 15:18
İnsan kendisini arar,kendisini kaybetmiş;belki de hiç bulamamışken henüz.
Cenk Ünal Mart 27th, 2006 at 23:38
insan kendisini nasıl bulur peki cenk ünal… görmek önemli mesela… göz kendini göremez ama… aynaya bakar, kendine çeki düzen verir… aynan varsa ne mutlu sana…
lao Mart 28th, 2006 at 13:14
Ayna insanın içindedir.
Bazen gözü kapatınca daha güzel şeyler görebiliyor insan.
Gören ruhtur nasıl olsa.
Öyle değil mi?
Kainatı gezerek kendisine döner insanoğlu ve o zaman “kendisini” bulmuş olur.
CENKUNAL Mart 29th, 2006 at 00:55
öyle değil maalesef…
lao Mart 29th, 2006 at 09:43
Öyle değilse nasıl?Ki ben öyle olduğu hususunda ısrarlıyım.
Cenk Ünal Mart 29th, 2006 at 12:45