o gün ola göreydim…
geçenlerde bir geceydi, yine uyuyamadığım. dolanıyordum düşünceler, daha çok sıkıntılar arasında. kaçacak yer arıyor insan bazen, uykuyu kovalıyor. oda kaçınca fena kaçıyor, yakalamak mümkün değil. neyse, dolanıyorken putlarımdan biri çıktı karşıma. epeyce de güzel, uyuyamıyorum bari kırayım bunu dedim. ama uykusuzluğun verdiği bir güçsüzlükde var. yaklaştım, yaklaştıkça güzelleşti. elim kalkmadı, uzanabildim sadece, okşadım, sevdim. gözlerim doldu, epeyce doldu, kötü oldum. kırmam gerekiyordu, öylece kaldım karşısında. sonra bu aslında put felan değil demeye başladım, uyku sarhoşluğu da var. orta yol bulmaya çalışıyorum, gözlerim giderek doluyor ve ağırıyor. yalvardım, sen put olma, bende seni kıramamış olmayayım. zor bir durum, uyku daha da uzaklaşır, uzaklaştı, sarhoşluğu kaldı. öylece uyuyakalmışım bir ara, erken kalkmam gerekiyordu, kalkamadım, geç kalktım. zihnim daha iyi gibiydi. hatta kendime felan geldim diyebilecek kadar iyi neredeyse. neyse, pat yine çıktı aynı put. yine çok güzel, ama gecenin acısı da var, gözlerimin ağrısı. neyse, yaklaştım, tekrar tekrar inceledim, çok güzeldi, ama kırılmayacak kadar değil. vurdum, ancak bir perdesi açıldı. daha da güzel. ve her perdenin arkasından öncekini unutturacak kadar güzel. ama zihnim, hazır yeteri kadar yerindeyken, kırdı, döküldü… şükrettim, ve umarım kendimi kandırmıyorumdur dedim…
sonra başka günler girdi araya, ben yazacaktım, yazamadım. beni engelleyen düşünceler ve insanlar oldu. söz önemlidir, bir kere çıktımı ağızdan, nereye kadar uzanacağı, neler yapacağı ve kimlerin duyacağı belli olmaz. bilmediği için de fütursuzca konuşur insanlar…
birde, gece bulunanla gündüze çıkılmaz, yeniden bulunmuyorsa. gündüz başka bir şey, ömrün çoğu gece…
- - -
la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin
“ömrün çoğu gece…”ne güzel bi şarkı yazılır bu cümleyle başlayan…ya da upuzun bi hikaye belki.sakalları uzamış,elleri ceplerinde…ayağını vuruyomus mesela ayakkabısı;sağ serçe parmağı her adımında biraz daha sızlıyormus.yürüyormuş yol bıyu,kafasını yerden kaldırmadan.aklından tek bir cümle geçirmeden,hiçkimseyi düşünmeden.
….
herkes ayrı renkte doğuyor,bazılarının alnına gece kazınıyor.türleri var insanların da!bazıları yalnız karanlıkta nefes alıyor.bazıları yükünü ancak geceye sığdırabiliyor.aradığı gecede kiminin…kimi gece de kayboluyor.kiminin dilini çözüyor,kiminin dili lal geceleyin.
aydınlıkta kaybediyor “bulduklarını” o yüzden gecede kalıyor kimisi
nnaarr Aralık 16th, 2007 at 21:53
bir ağıt başlangıcıydı…
ama başka şekillerde, daha güzel şekillerde anlaşılması galiba daha iyi… belki bu vesile ile iyiliğe sebep olur…
lao Aralık 17th, 2007 at 02:58
ilahi ente maksudi ve rıdake matlubi…
hakket böyle birşeyler değil böyle birşey işte…
akide Eylül 22nd, 2009 at 08:43