nichts

bir

yazmak, yaşamayla dolaylı bir ilişkisi olduğundan olsa gerek, saçmalığın sınırında yer alıyor. buradan hareketle, insanların saçma sapan ilişkilerinin de dolaylı olarak birbiriyle bağlantılarından olduğunu söyleyebiliriz beklide. illaki bir şey söylemek gerekmiyor, ama, işte söylemekte, bazen kişinin kendisiyle dolaylı ilişkisi olabiliyor. içinden çıkılmaz bir saçmalık…

 iki 
son günlerde geçmişe ilişkin düşünürken, bazı konularda değiştiğimi gördüm. yeterince değil henüz, ama en azından adım attığıma sevindim. biri, herhangi bir şeyde, saçma yada makul görülebilecek herhangi bir şeyde başarılı olma isteği, hatta ihtiyacı. başarılı olmak neden önemliydi ki benim için, neyden dolayı önemli? birde, sahip olma isteği. bu benimdir demek, ve benimdir denebilecek şeyleri çoğaltmak. bu isteği tamamen öldürmek zannımca çok mümkün değil, ve çok doğruda olmayabilir. bir şeylerin heyecan vermesi, sahip olmaya çalışılması falan. bende yedekte tutuyorum bir iki ulaşmamın zor olduğu şeyleri, ve ulaşmak içinde çabalamıyorum. gerekirse, var diyebilmek için sadece?

üç

anlaşılmamakgibibirderdiolaninsanlarıgaripsemişimdirherzaman,saçmagelmiştiryapılan. anlaşılma derdi de öyle. öyle bir şey yok diyorum çoğu zaman, sonra bazen, hatta bazı dönemlerde daha da sık bir şekilde, keşke olsa diyorum.

dört 
bugün bahsi geçti, hayatımızı nasıl mahvettiğimizin, yada, hayatı mahveden bir düzenin içinde nasıl da uyum sağladığımızın. gün içinde bir ara bu takılmıştı aklıma, sonra akşam çay içerken, arkadaş tekrar bahsi açtı, oda düşünmüş aynısını…. uçak çıktı ya, daha uzun yolları daha kısa sürede gider olduk, ama geçtiğimiz yerlerde daha az şeyin farkına varmaya başladık. daha hızlı yaşamaya, daha çok şey yapmaya yönelik her şey, ama daha az farkında olarak. işte nasibimizce nefes sayısı, ömür? zorluyoruz, daha fazlası neyse, nasıl bir şeyse. dünyası bir köyden ibaret olanlar, herhangi bir köyü olmayan dünyalılardan iyi durumdalar?

beş 
ne olacaksın sorusunu soran insanlara hiç cevabını verince, ve artık garipsenmediğini görünce seviniyorum.

altı (bu ilkin yoktu sonradan ilave ettim)
dün oldu mesela, fasıl vardı, değişik türküler, ara ara duygulandık v.s. sonra şimdi arkadan çalan türküler, sonra genel olarak çalan türküler sevgi, sevgili v.s. eskiden bunların anlamlı, hayatımda karşılığı olan yanları vardı, dinlemek, o zaman için hem bunları dinlemek, sevgiliye bakış açısına zenginlik katardı, ve yine düşünme yetisini genişletirdi sanki. şimdi demin mesela, bunlar beni neden hüzünlendiriyor, bir yer tutmuyor ki hayatımda diye düşündüm. biri canlanmıyor misal artık dinleyince… ve bir yerde olmayan, hiçbir yerde de değildir…

4 yorum var “nichts” için

  1. “dünyası bir köyden ibaret olanlar, herhangi bir köyü olmayan dünyalılardan iyi durumdalar?”

    kesinlikle öyleler..

  2. Ne olacaksın sorusunun cevabı hiç olması gibi bu cevabı duyanlarında yadırgamıyor olmasını nasıl tarif etmeli?
    Sarf ı nazar buyrunuz amaç makam ünvan etiket değil de aslolan fiilen ne yapmak istendiği olmalı kanaatindeyim. yoksa her türlü titr-akademik ünvan kendi basına vasıf tan öteye gidemez.
    Biraz da cevremizin bize değer verdmesi ile alakalı bir durum dur bu ve aslında nisbi olarak bizi memnun da etmeli.
    Biraz da müspet yönde kendimize telkin-destek vemeliyiz sanırm ve daha iyi hissedeceğimizi söyleyebilirim
    Her ne kadar bu biraz polyannacılık da olsa yasama devam etmek için gerektiğinde sıkıntılarla baş edebilme sanatıdır bunun adı

    Sevgi ve dostla kalın

  3. Sanirim bircok insan ayni dü$ünceleri payla$iyorda.. bazilarimiz daha güzel döküyor yazilara..

    okuyunca mutlu oldum mazo$istce.. hani hüzünlü aslinda yazilan..ama beynimde gevelediklarimi düzgün ve uyumlu bir $ekilde yazili olarak görünce sevindim niyeyse..

    Te$ekkürler

  4. eyvallah barbarosa. lakin etiket olarak hiç den güzelini görmedim. böylece bilinmek de bu anlamda güzel bir şey. yine hiç, yok değildir ve o haliyle de yaşanmaya değerdir, güzeldir…

    teşekkür ederim aklıseyyah

Söyleyeceklerim Var