yarı serbest düşüş
Cumartesi ayölyedeyken hoca saz dinlemek istedi. Eve gidip aldım, döndüm. Sonrasında biraz çaldım, uzun zaman sonra atölyede saz çaldım. Hiraydı, naz barıydı, erzurum barı derken geçti zaman. Kaç yıl geçmiş aradan bunları çalmayalı ki en son herhalde yine orda çalmıştım, 4 yada 5 sene önce… çok önce…
Yazarken aklımdan geçiyordu, çalmaya başladı… beni görüp yüzün öte dönderme…
Çamlıcadan çengelköye indik, geç bir vakitti. Hemen denizin kıyısında sohbet ettik. Gözlerim olsun istiyorum dedim, iman etmek istiyorum, bendeki yarımlıkla olmuyor dedim… olmadığı konusunda hemfikirdik, nasıl olacağı konusunda söz denize düştü, ay vurdu, geldik gittik…
Kimi atlas libas giyer
Şükür bize aba düştü
dedi…. sonra ikisi de kalmadı…
Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Buda gelir buda geçer ağlama
diyen gerekti, çıkmadı… insanın bildiğini bir başkasından da duyuyor olması önemlidir. Ayna bahis için bakınız ademe ve ondan sonrasına…
Adem ve havva dan da bahis geçti, sonra peygamberlerden. Sonra isa için bilinen genel farklılıktan ve tekrar gelmesinden… nedenler de belirttik, sonra takıldık o nedenlere…
Sonra çokca aklıma gelen san?an dan ve on dervişten. Onların özelliklerinden bahsettik, öneminden. Bir şey olmayacaksa da, olmasını düşünen ve olması için dua eden dostların olması önemli. En sonunda olmasa da dostlar kalır, ama diğer türlü dostlarda kalmaz… hayır dua edelim daim, birinin iyiliğini istemek, kötülüğünü istemekten zordur… ama güzel olanıdır…
Bütün bu cümlelerin aslında başka bir cümle kuruluşu var, karşımdakini görmeyince kurmaya korktuğum. Bir gün korkularımı aşarsam …
Mecnun isen ey dil…
Dil şâd olacak diye kaç yıl avuttu felek
Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek
peki şeyh San’an’a sonunda ne oldu… sizce…
“Kayd-ı islam Fuzûli bize bir âfettir
Bir hisâr ede gör andan özüne zünnârı” Fuzûli gelir akla Şeyh San’an deyince…
Lâ-edrî Temmuz 4th, 2007 at 11:31
başta bildiğinde sonunda fenâ ya vardı…
lao Temmuz 4th, 2007 at 20:21