kim
Kendine anlatamadığını başkasına anlatamazsın lao demişti meczup bir keresinde. Bunu biliyordum galiba, ama yinede söyleme ihtiyacı hissetmişti. Çay vermişti sonrasında, içmiştik. Soğuktu hava, yağmurluydu şimdiki gibi. Sobanın sıcağını hep sevmişimdir, o gün yine sevdim. Niye bunu belirtme ihtiyacı hissetin diye sordum meczuba. Güldü, ne fark eder diye sordu. Ne fark edeceğini anlatamadım, sonra anlamadığımı da fark ettim. Bir şey diyemedim, çay içtim. Sobayı izledim. Arada odun attık sobaya. Sonra uyuklamaya başladım, sıcak mayıştırmıştı beni, düşünmemek mayıştırmıştı. Meczubun sesini duyuyordum, uzaktan sanki, iyi uykular demişti, sonrasında, her rüya başka bir rüyaya kapı açar, her gerçek, başka bir gerçeğe. Rüyaları anlamaya çalışırız, yorumlarız, gerçek anladığımızdır, ortadadır…
uyumuşum…
bazen de rüyalar gerçeklerden daha gerçek gözükür bize.
tehlikeli iştir sanki..
sina Aralık 29th, 2008 at 05:37
rüyalarla amel etme diyen çoktur, yine de.. çoğu rüyalar benim için önemlidir.
hiç Nisan 12th, 2011 at 14:37