hayırlı olsun yeni kategorimiz…
Güneşin doğmasından sonra başladı herşey…
Yeryüzüne dağıldıkça insanlar, yeryüzü muhtelif sıkıntılarla tanıştı. Ne kadar büyük bir alana dağıldıysa insanlar, o kadar büyüdü insanın düşüncesi ve aklı. Yeryüzü duası olsa gerek, ne kadar sıkıntıyla tanıştıysa, o kadar sıkıntıyla tanıştı büyüyen insan düşüncesi…
Yaşlı bir amca demişti, kalemle tanıştıktan sonra yaşamayı bırakır insan, yaşadığı zannına kapılır. Kayda geçirdiğini düşünür olan biteni, oysa denizden bir bardak su alır ve artık o bardak dolusu suyu deniz sanır…
Bir ucundan anlatmaya başlamak isterdim sorulduğunda. Hangi ucu düşündüysem sonunu göremedim, çatallandıkça çatallandı. Diyebilsem ki kendime, görmediğini yok say… tersini yapma alışkanlığı olsa gerek bendeki, desem de duymuyorum…
Pazar sabahı kardeşimi yolcu ettim, londraya gitti, yalnız kalacak orada. Sonra annemler köye gitti, sonra yalnız kaldım. Yalnız kalmanın güzel yanları var… ama yalnız kalmak için gidecek kadar güçlü olmadığım için, yalnız bırakıldığımda ancak yaşayabiliyorum bu güzellikleri. Bu da beraberinde şu soruyu getiriyor… acaba ?
Yine bir çok şey vardı demin aklımda, ekrana anlamsız bir şekilde baktığımda. Bu aklın anlamsızlığa istdadı da ayrıca ilginç bir şey…
Birde birilerini belirtmek istediğim bir şey vardı, insanların garip algılayışları olduğuna dair. Benimde garip dualarım var…
ve koro halinde dua :
boş verelim bunları, çiçekler böcekler hepsi ölüp giderler… (burda çok belli olmasa da zihnimde yunusun dediği ölen hayvan imiş e gönderme var, unutulmamalı…)
gönderdim.
Söyleyeceklerim Var