hasta
Beden dediğimiz şey bizim olduğumuz şeyse, yada biz dediğimiz şeyin bir parçasıysa nasıl ağır gelir insana. Taşıyamaz oluruz, yada taşımak yük olur. Hadi olur, neye yük olur beden dışında…….
Öyle bir yorgunluk, biraz da bunalım vardı galiba. Bir iki kere anlamsız anlamsız güldüğümüde hatırlıyorum. Gülecek hiçbir şey yokken, gülmekten kendimi alamadığımı. Komikti aslında… neyse öyle bir durum vardı
Ve geçen Perşembe günü titremeler başladı. Epeyce üşüdüm ve titredim. Çok titredim. Cafedeydim ve eve gitmem gerekiyordu. Arabayı kullanamayacak haldeydim. Sağolsun kardeşim ve ablam gelip aldılar beni. Eve götürdüler, biraz ateşim varmış. 39.5. ısınamadım bir müddet. Düşündüm, havalar soğuk oluyor ve insanlar üşüyor. Havalar soğuk olurken ve bazı insanlar üşürken bazı insanlar nasıl ısınsak diye düşüne……
Düşünce bir bütündür galiba ve düşüne bu anlamda tam olarak bir düşünce değildir.
Neyse, hamd olsun atlattık gibi oldu. uzun zaman sonra ertesi gün işe gelmedim, yattım evde. Hasta bi şekilde. Kendimi çocuk gibi hissettim, öyle ilgilendiler evdekiler. Sonra kedim sağolsun, ara ara gelip sevdi beni. Sonra…
Artık iyim düşüncesiyle kalktım işe gittim geç de olsa Cumartesi. İyidim. Çok iyi, akşama gezmeye bile gidebilirdim, gittim. Çamlıca nargile. Sinirimi bozdular orda biraz, tekrar gidermiyim bilmiyorum. Zaten gecenin bi vakti tekrar başladı titremeler. Tekrar başlamasa diye düşünürken tekrar tekrar yaşadım titremeleri. Eve zor attım kendimi. Pazar oldu, kalkamadım. Yaşlılık dedim, yatmak lazım…. ateş…
İyidir, temizlermiş bedeni. Öyle dedim bende biraz üzüntü ile. Başka bir yol da olabilir, mi ? yani dünyaya ait şeylerden arınma yeri ya cehennem. Bir nevi banyo. Cennete girmeden gereksiz şeylerden arınma yeri. Ne kadar azsa o şeyler o kadar iyi. Ne kadar yoksa o şeylerden, o kadar daha da iyi… ateş iyidir, bedenden atar pislikleri….
Sonra hayat bir ucundan bir şekilde devam ediyor. Ve ucundan devam eden hayatta kelimeler anlamın hep ucundan geçiyor. Başka şeylerde vardı aslında aklımda, ama bazı şeylerin akılda kalması, dile gelmesinden iyidir. Bazı…
Şeyler dünyası işte. Neyse o şey…
geçmişler olsun lao.
jonquille Şubat 22nd, 2007 at 15:11
tesekkür ederim jonquille
Lao Şubat 22nd, 2007 at 19:37
Geçmiş olsun, sağlığın değerini bilmek gerekir. bi çok şey gibi kaybettiğimizde anlıyoruz elimizdekileri.
seboben Şubat 23rd, 2007 at 11:09
saolas1n seboben…
bi celiski var galiba yine, icinden cikamadigim. eldeyken degeri bilinmeyen ne kadar eldedir. elde degilken de degeri varken bir seyin, deger nasil verilir ?
lao Şubat 23rd, 2007 at 17:56
Geçmiş olsun:(
saygılarımla
Ece Şubat 23rd, 2007 at 18:41
Allah sıhhat afiyet versin…
Cehennem ateşi öbür tarafta temizler.
İman ateşi bu tararfta…
Hani; “gel gel yanalım ateş-i aşka”…
Sahip olmadığımızda, o şeyi istiyorsak değer atfetmişiz demektir… Değerli ama değeri bilinmeyen şey keyfi yada mecburi elde olabilir ama idrakin dışındadır, idrakin dışında olan şey de elden gidebilir, farkında olursun yada olmazsın… Farkındaysan değer atfeder ve geri çağırırsın zaten… gelirse ne ala, gelmezse geç kalınmış iade-i itibarın artık bir değeri kalmamış demektir…
sanki…
belki…
Sahip olunan değerlerin şükrünü yapmalı yani bu dünyada yanmalı ki zaman kavramından kurtulduğumuz vakit geç kalınmış değer atıfları yapıp yanmayalım…
kim bilir…
saçmalanmış da olabilir…
düşünmeli…
güher Şubat 24th, 2007 at 10:00
dualite, hayatın temelinde var. elde var bir, elde var sıfır. kaybolan bir şey yok sadece herhangi bir yerde tekrar elde bir olma hali var. dualite hem ayrı olarak hemde bir bütün olarak kendini ve kendinden ayrıymış gibi gözükerek kendini izlemeye olanak sağlar. bu varlığında ispatıdır aynı zamanda.
seboben Şubat 24th, 2007 at 17:42