dün gece dün gece, seyrim içinde…
Platonla karşılaştık dün akşam otobüste. Eve dönüyordum, o da eve dönüyordu. Geç bir vakitti, ben nargiledeydim, çamlıca da, hava güzeldi, açıkta oturup demlendim. Platon da bir yaşlı çiftin evindeymiş, misafir olarak. Çiftin torunları olan genç bir delikanlı rica etmiş platondan, misafir olsun, evdeki durumu görsün, dedesine yardımcı olsun diye. Merak ettim, ne varmış ki evde, neye yardım gerekecek diye… sordum, anlatmaya başladı platon…
?70 yaşlarında bir adam ve yine yakın yaşlarda bir teyze. Teyze yıllardır rahatsız, yatıyor, hiçbir şeyin farkında değil, bitkisel hayatta. Çok zor şartlarda yaşıyorlar, yada yaşıyor adam. Teyzeye özel bakım gerekiyor, serumlar, ilaçlar v.s. yemek yiyemiyor ve adamın sadece emekli maaşı var. Teyze yıllar önce bir rahatsızlık geçirmiş ve bu hale gelmiş, doktorlar iyileşmesi, kendine gelebilmesi için bir mucizenin gerektiğini söylemişler. Yaşlı adam eşini hastaneden çıkartmış eve götürmüş, o gündür bakıyor. Düşünmüş, mucize ne olabilir diye. Sevgiden, aşktan büyük mucize mi var diye karar kılmış. Eğer sevgisini gösterirse ve eşi bu sevgiyi duyarsa iyileşir diye düşünmüş…
Adam, eşi rahatsız değilmiş ve herşeyi görüyor biliyor gibi hareket ediyor. Çiçekler, giysiler, türlü hediyeler alıyor. Akşam yemeğini iki kişilik hazırlayıp yatağının yanı başında yiyor. Mümkün olduğunca başucuna geçip onu nasıl sevdiğini anlatıyor…
bazen misafir ağırlıyormuş, gelenlerle eşi üzerine sohbet ediyormuş ve bu arada eşine dönüp sıkça ?öyle değilmi cananım? deyip tebessüm ediyormuş…
bir müddet oturdum, sohbet ettim. Adam çay ve kek ikram etti. Eşinin en sevdiği kekmiş, her gün yaparmış. ?pek becerikli değilim bu konuda maalesef, eşim daha iyi yapar ama onu yormak istemem bir kek için. Belki bir gün yapar ama, o zamanda mutlaka beklerim? dedi. Mutlaka gelirim dedim…
sonra vakit geçince özür dileyerek yan odaya geçmemizi rica etti. ?eşimin uyuma vakti, dinlenmesi gerekiyor, kusuruna bakmayın, yaşlılık zor? diyerek yan odayı gösterdi bana. Ben odaya geçerken o eşinin baş ucuna gitti, eğildi ve alnından öperek ? iyi geceler canım cananım, iyi geceler? dedi, üstünü düzeltti, iyice örtüp odadan çıktı.
Yanıma geldi, bir müddet sessizce oturduk. Adamın yüzünde hafif bir tebessüm, dalgın dalgın yere bakıyordu. Daha fazla dayanamadım, müsade istedim. Adam kapıdan uğurlarken tekrar gelmemi rica etti, eşininde çok sevineceğini söyleyip ben uzaklaşana kadar kapıda bekledi…?
Gözleri doldu platonun… biraz sessizlik, dalmışım, otobüsün ani freniyle kendime geldim..
?ee dedim, nedir garip olan, yardım edilmesi gereken şey?? diye sordum. Platonun yüzü ekşidi, kızar gibi bir hal aldı. Sonra ? çocuk hiçbir şey anlamamış, yazık? dedi…
cok hos…
fazla söze gerek yok..
paylastigin icin tesekkürler..
asûde Mayıs 19th, 2006 at 00:52
sadakat nedir sorusuna, iste budur diyesi geliyor insanin….
by erguvani
divan Mayıs 19th, 2006 at 13:34
Bence olay sadakatin biraz daha ötesinde kalmış, sizleri bilemem ama ben bile göremiyorum bulunduğum yerden ki sanırım çok daha fazla sevmek gerek bir insanı sırf görebilmek için bazı güzel parçalarını hayatın.
Orhun Mayıs 21st, 2006 at 08:05
eyvallah…
lao Mayıs 22nd, 2006 at 12:45