çok istememek lazım… hiç istememek lazım… istememek de ne ola ?

mandabatmazdaydık. faruk, davut ve ben… güzeldi sohbet, sakindi, dinlendiriciydi. o kadar ki, o dinlenmiş hal uzun süre devam edemezdi…

üsküdara geçtim, sevgili ryu’nun yanına. biraz geç olmuştu ama sağolsun bekledi. güzeldi onu görmek, üst üste bu kadar güzellik hiç devam etmezdi…

pur’u da görmüş olduk kısa bir süre için…

cep telefonları var, eskiden yoktu… bende de var şimdi, kullandım ve günün süprizi, ve offf…

sonra yönetmen geldi, sonra çınaraltı, sonra geç bir saatte evdeyim…

—-

ahlaksızlık şiddeti doğurur… çivi çiviyi söker… yada her koyun…

dikkat etmek lazım, deveye sormuşlar, boynun neden eğri? , doğru nedir ? diye cevap vermiş…

yalanı sevmemek lazım… sevmiyorum…

bir terslik var, istikrarla devam eden bir terslik var. hayırlara gitsin, allah yardımcımız olsun…

son olarak, benim adım hiçbir ortamda anılmaya deymez…

6 yorum var “çok istememek lazım… hiç istememek lazım… istememek de ne ola ?” için

  1. hakketten o kahveye değil manda ben bile batmam ;)

  2. o fincanların etrafı yeşildi bu arada yanlış hatırlamıyorsam… belki sarı olanları da vardır… bak ne geldi şimdi aklıma…

  3. o fincanların etrafı yeşildi. sarı olanlar da var mıydı, hatırlamıyorum.

  4. o fincanlar yeşildide, niye sadece etrafı sarı ve yeşil olanlara türkü yakılmış?
    diyelimki maviymiş etrafı:
    fincanın etrafı mavii aman aman

    sonrası nasıl olurdu?

  5. fark etmezdi muhtemelen flh. fincanın rengi fark etmezdi, o anda o renklerde varmış yarin hanesinde…mavide olsaymış kırmızı yada renksiz yada pembe…

    at kolun kolların … diye devam ederdi…

    etmezmiydi ki acaba ? benim aklım orda kaldı, maviye yetmedi…

  6. illaki ederdi.

Söyleyeceklerim Var