birde rüyalar görüyorum, garip garip, insanlar v.s.
İnsan galiba öncelikle söylemesi gerektiği halde söyleyemediklerinden, ve söylememesi gerektiği halde söylediklerinden sual edilecek dedi meczup, geçen gece, iftar edemediğimiz için sahuru beraber yapmaya gittiğimde. Galiba dedim bende, titrek bir sesle. Meczubun da sesi titremişti söylerken, gözleri dolmuştu. Çayını yudumlayıp bir hurma yedi sonrasında. Konuşmaya devam etti. Lao dedi, hani bu dünya bir imtihan ya, kemale ereceğimiz yada eksik kalacağımız. Bütün bu adımlar bunun için. Biz çoğunlukla farkında olmasak da, bu dünya ötenin yansıması gibi. Bütün sıkıntılarımız oraya dair. Arada kalmalarımız, kaçmaya çalıştıklarımız, peşinden koştuklarımız ve ne varsa. Biz farkında olmasak da, oraya dair bütün adımlarımız… sustu meczup, çay içti, bir iki hurma daha yedi. Cümleyi açacak kilit olan kelimeyi bulabilseydim bir şeyler söyleyecektim, yada soracaktım. Ama sadece çay içebildim bende. Bitirdik çayları, ezan okundu. Yola çıkmak için izin istedim, kapıya kadar geldi meczup, uğurlarken, lao dedi, şimdi tekrar gece olana kadar yemeyip içmeyeceğiz ya, hatta bir çok şeyden uzak duracağız. Bunun bir sebebi de, yani bu aralıkta uzak durmamızın, güneşin zahire çıkarttıklarına aldanmamamız gerektiğidir. Bâki olanın ışığa ihtiyacı yoktur…
Eyvallah dedim, uykusuz ve yorgundum. Eyvallah dedim ama, neler söylediğinin çok azı vardır aklımda. Çok azını ancak duyabildim…
çokça güzellikler dökülmüş dilinden, kalbinde… en çok buraya takıldım:”Bâki olanın ışığa ihtiyacı yoktur?”
hiç Nisan 12th, 2011 at 10:57
bir de başlıkla yazı arasında bir bağlantı kuramadım.
var mıydı lao ?
hiç Nisan 12th, 2011 at 10:58
başlık ve yazının çoğu vakitler doğrudan bir alakası yok, ayrı ayrı kısımlar gibi
lao Nisan 12th, 2011 at 20:19