beyaz giyme toz olur…
çok amaçsızca gezindim akşam üzeri. üsküdarda çay içtim, sadece vakit geçsin diye. sonra kuzguncuğun ötesindeki mezarlığın oraya gittim. biraz mezarı, biraz denizi izledim. biri hareketli, biri durağandı. başkaları da vardı, onlar ne mezarı ne denizi izliyorlardı. daha çok birbirlerini. ki aslında bu haliyle onlarda hem hareketli, hem durağan bir şeyi izlemiş oluyorlardı. mezar ve deniz arasında, ölü ve hareketli…
şimdi ben durdukça durası gelen cisimlerden bir cisim olarak, hareket ettikçe hareket etme isteğini devam ettiren bir cisim olmaya çalışsam ne gerekir ? hareket ettirici başka bir nesne geliyor aklıma…
neyse, meselemiz bu değildi, aslında başka bir şey de değildi. blog alanım doldu, belirteyim, bazı türküleri sildim, bu son hafta içinde bazı mailleride alamadım. ki bu da konumuz değildi, sadece aklıma geldi…
akla gelenden konu olurmu diye de şimdi sordum kendime…
insanın amaçsızca gezebilme lüksü varsa, kötü durumdadır…
Ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
Kendimi suçüstü yakalıyorum
Ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz?a uyak düşüyorum
Gözlerime senden düşler sürüyorum
Islak bileklerim kan bayramına yatıyor
Bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki ?kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun?
Oysa ?gel? desen gelirdim, biliyorsun
Yorgun Haliç?e biraz inat
Biraz ihanet bırakıyorum
Ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
Aklıma düşüyorsun
Düşüyorum
Düşünce
Üşüyorum
Azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
Yalanlarımla bir hiçlikteyim
Beni içinden kaç!
“araz” (…)
“durdukca durası gelen cisimlerden biri”…
bu gecede dilime daha aydınlık cümleler iliştiremedim…uğraşmadım da!
meselemiz bu mu bilmiyorum…hem sahi derdimiz ne ola ki ?
nnaarr Aralık 18th, 2007 at 00:30
bi de dolmus burası sahiden de…şahidim :))
nnaarr Aralık 18th, 2007 at 00:32
meselemiz yok, hayatı bir mesele ile sınırlandırmamak da lazım galiba. aydınlık karanlık, iyi kötü v.s….
derdimiz de sınırlar olabilir.. mi ?
lao Aralık 18th, 2007 at 01:32
“tel örgü çektim gözlerime; huzurum bozulmasın…” der şarkı…sınırdan kasıt da böyle olsa keşke…boğazımıza dolanan yağlı urganlardan,zamanın hengamelerinden,insanların ucube bakışlarından müstesna bi kavram olsa da gözlerimize tel örgüler çeksek…
oysa ne mümkün!pat diye içeriye dalınır itinayla,azıcık yoluna konulmus bişeyler varsa yoldan çıkarılır tez vakitte.daha da bişey yapılamıyorsa iki çift söz edilir en sinir bozucu olanlarından…daha da zorlanır kosullar,hiç olmadı yolda kendi halinde yürürken okkalı bi omuz atılır…sınırlar izafidir kalabalıklar arasında,hep de ihlal edilir nedense…
bi de başka açıdan bakalım hocam…(burda”elbette”denildiğini farzediyoruz:))
sınırlar çizilir,en afili ışıklı tabelalrla yazılır sahiplerinin isimleri..ve birileri hep dışarda kalır…iki sınır arasındaki mayınlı bölgedesindir ya da,ne yöne gitsen mültecisindir…herkes bi garip bakar yanlarına azıcık yaklasacak olsan,durduğun yeri yakıştırmaz sana….azıcık sınırlarını zorlamış olsan hazımsızlık hissi uyandırırsın…çok umursamazsın ama anlayamazsın da…
evet…benim derdim”sınırlar”olabilir…kuvvetle muhtemel : ))
nnaarr Aralık 18th, 2007 at 02:10
çok fena sıkıntımdır sınırlar. hepde kalacak gibi
de aslında okurken şey geldi aklıma
hani demişti ya melekler, yer yüzünde kan döküp fitne çıkartacak bir şeymi yaratacaksın… işte onlardan var, birde meleklerinde bilmediklerinden…
lao Aralık 18th, 2007 at 02:39
o konuya girilir…çıkılamaz,sabahın ucu görünür pencereden…
kalabalığa karısılır sonra,”sürünüzden biri değilim” der gibi bakılır etrafa…
hep de görünür göze;o balçık yığının nasıl da yaradışıyla tezat hallere büründüğü….acı bi gülümseme hali..ve belki şükür”onların yakınında saf tutmadığımız” için.
ama gelir ve dokunurlar pis elleriyle,salyalar akıtarak dil uzatırlar hallerimize…susmakla terbiye olur ruhlar!ruhu balçık kalmış olanlarla konuşulmaz zira.
biz “terbiye”ediliriz acıyla,onlar şeytanla yarenlik eder.şimdi onlar gezinir uçsuz bucaksız ovalarda;biz sıramızı bekleriz…
nnaarr Aralık 18th, 2007 at 03:16
bende ikiside var, ne yapmam lazım. kendimle yarenlik etmekten şeytana fırsat mı var. gerek mi… ve başka başka, hepsinden biraz..
lao Aralık 18th, 2007 at 03:22
putlarımız müstesna…o hususta ben bile ahkam kesemem:))
kötülük dışarda,dışardan içimize sızanda en çok da.içimizde olandan zarar gelmez sanırım.(umarım).ama yine de duayı dilden uzak tutmamalı,tekrarlanmalı sıkca…ki rabbimiz elini çekmesin derinlerimizden..yoksa hilimiz nice olur!!!
nnaarr Aralık 18th, 2007 at 03:33