aklım olaydı da sataydım
Niyet ediyoruz ve araya başka şeyler giriyor ya, garip oluyor. Misal nefes almaya niyet etmişken, hatta amele dönüştürürken aynı anda bir şey yiyince nasıl ki boğulur gibi oluyorsak, öyle boğulur gibi oluyoruz mu sanki ? ( bu cümleden hem anlam olarak hem yapı olarak emin değilim)
Misal kendimizi iyi durumda hissederken birden iyi durumda olmadığımızı bize anlatacak bir şeyle karşılaşırız, karşı karşıya geliriz de iyi durumda olmadığımızı hissederken aslında iyi durumda olduğumuzu anlatacak şeylerle daha az karşılaşırız. Mümkündür ki iyi olmama körlüğe sebep, içinden daha zor çıkarız, yada doğrusu budur zaten, iyilik aldatıcıdır. (şükürsüzlük başka bir şey, o anlamda değil, ki iyinin bizimle nasıl bir ilişkisi olsun)
Daha az önceydi dediğimiz zaman aralığının dışına çıkar çıkmaz neler olduğunu unutuyorsak, içinde olduğumuz zaman aralığını da çabucak unutma ihtimalimizin yüksek olduğuna inanmamız yanlış olmaz herhalde deyip o aralığı önemsememek mantık açısından makul olmakla beraber ahlaken hoş bir durum olmadığından bu tür düşünceleri önemsememek gerekir. (gerekli gereksiz şeyler)
Dilimizin ucundakini söylesek kıyamet kopacakmışcasına korkarız ya bazen, kıyametin kopması kötü bir şey değildir, korku onu kötüymüş gibi gösterir. Napcaz bu korkuları…
Hiçbir şey olamayacağımı anladım, tövbe ettim “olurum” düşüncelerimden, üzüldüm ama atıyorum üzüntümü yavaş yavaş. Atarım yani inşallah, atarımdan ziyade attırılır, atılır, atılmış olur gibi…
Öyle şeyler işte, birde ağır işitmeye ve anlamaya başladım…
Söyleyeceklerim Var