ah nice bir uyursun uyanmazmısın…

Aynı düşünceler etrafında dolanıyorsa insan, farklı hayaller kurmaya çalışmamalı. Hayal her ne kadar düşünceden bağımsız olarak varlığa gelebilse de…

Gelebilme ihtimali üzerine gitmekten vazgeçmek, düşme ihtimali yüzünden durmak gibidir. Yürümek gerekir, ama unutmamalı da aynı zamanda, bazen düşmenin acısı her yürüdüğümüzde tekrar aklımıza gelir…

Hayat üç beş cümleden biraz daha uzun, susmaktan biraz daha kısa. Ve ikisi arasında gidip gelir bazen insan, susmak yada konuşmak. Hayatta huzuru yakalamak ise galiba sessizce, iddiasız cümlelerle yaşamak…

5 yorum var “ah nice bir uyursun uyanmazmısın…” için

  1. *huzur formülleri değişkendir diye düşünüyorum hocam. misal,
    tribünde bağırıp huzur bulunabilirken, diyecek bir laf bulamamak, susup şişmek de mümkündür.

    * huzur için iddiasız cümlelerle yaşamaktan ziyade şöyle bir yaklaşımda bulunmak isterim iznin olursa: kaç beden giyersen giy, cümlen senden büyük olmasın. yani sözün özü: herkesun bir kapasitesi var durur içerisunde.

    herkes ses tellerince bağırsın, haddinden alçak ya da yüksek ses kullanmak kalıcı arızalar bırakabilir.

    son duamı ediyorum bi de: huzuru yakalayalım lao, uzakta olmasa gerek.

  2. amin diyorum öncelikle hocam, sondan başlayarak…

    izin vermek ne haddimize. lakin, kendimizi savunmak ve söylenene karşı argüman geliştirmeye çalışmak gibi algılanmayacaksa bende bir şeyler söylemek isterim.
    bağırmak misal, yeri gelince anlamlı olmakla beraber, söylenene yeterince güvenmiyor olmakla alakalı gibi gelir bana. sözü değilde sesi duyurmaya çalışmak. susulduğundaki şişkinlikte yine, izah etme kaygısı, yada anlaşılma arzusunun tatmin edilememesi gibi.

    cümlelerimiz tabi ki boyumuzu aşmasın, hem sonra yürüdüklerinde ayakları kendimize takılıp düşüyor, hoş olmuyor…

  3. bazan da diyorsun ki “varsın bende biriksin durgun suyun sayhası”

  4. eyvallah

  5. hayat, imanın bağrına basılmaktan başkası değil…

Söyleyeceklerim Var